17 Aralık 2017, Pazar
Anasayfa / Güncel Yazılar / Siyaset Yazıları / Partilerin Seçim Karnesi!

Partilerin Seçim Karnesi!

Sağın mutlak hegemonyası kırıldı. Yedi yıl evvel 47 puan olan sağ-sol oy makası bu seçimlerde yarı yarıya azalarak 24 puana düşmüş durumda. 12 Eylül sonrası solun sandıktan en güçlü çıktığı seçim bu

2015-08-15 18_14_23

SELÇUK ŞİRİN New York Üniversitesi

Seçimlerden birkaç hafta önce BirGün için yazdığım değerlendirmede “siyasal analiz verilerden bağımsız bir spor değildir” demiştim. Ama seçim sonrası yorumlara bakınca bizde durumun bundan ibaret olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Veriler bir tarafta duruyor, yorumlar ise öte tarafta. Lafı fazla uzatmadan size benim penceremden bir seçim analizi yapayım.

1. AKP tılsımını yitirdi!

AKP zaferle doğmuş bir parti. 3 genel, 3 yerel seçimden biri hariç oylarını hep arttırarak çıkmış bir parti. Referandumlarla desteğini yüzde 50’nin üzerine çıkarmayı başarmış bir parti. Böylesine başarıya alışmış bir parti için 2015 seçimi ciddi bir kırılma noktasını ifade ediyor. AKP ilk defa bir seçimden oylarının yüzde 20’sini kaybetmiş olarak çıktı. Bu oy kaybından daha önemli olan ise AKP’nin yenilmezlik tılsımını yitirmiş olması. Bu ‘tılsım’ tek başına politik sonucu olan bir güç. Sporda da, siyasette de sahaya yenilmez olarak çıkan takımın artı bir avantajı, psikolojik bir üstünlüğü vardır. AKP işte bu seçimde, bu sandık üstünlüğünü kaybetti.

2. Sağın hegemonyası kırıldı!

Türkiye ideolojik haritasını okumanın pek çok yolu var ama benim için temel göstergelerden biri sağ ile sol partilerin aldıkları oylar arasındaki makas. Aşağıdaki grafikte çok partili dönemde sağ partilerin aldıkları oy farkını görebilirsiniz. Solun en güçlü olduğu 1977 seçimlerinde bile bu makas yaklaşık 10 puan sağ lehine olmuş. Yani Türkiye merkez sağ bir ülke. Ama sağın hegemonyasının 12 Eylül sonrası nasıl açıldığını ve Baykal döneminde rekor seviyelere çıktığını görmek mümkün. 7 yıl evvel 47 puan olan sağ-sol oy makası bu seçimlerde yarı yarıya azalarak 24 puana düşmüş durumda. 12 Eylül sonrası solun sandıktan en güçlü çıktığı seçim bu.

3. HDP seçimi kazandı!

Bu seçimin tartışmasız tek bir galibi var, o da HDP! Bir siyasi hareket düşünün Abdullah Öcalan gibi bir lider, silahlı bir kanatla geldiği yer bir önceki genel seçimde aldığı 6 puanlık bir destek. Son bir yıl içinde bu hareket oylarına bir 7 puan katıyor. Peki bu nasıl oldu? Bu örgütlenmeyle olmadı. Bu liderin kendini topluma farklı bir tonda sunmasıyla ve bu sunuşun yeni bir rüzgar yaratarak kendi tabanını örgütlemesiyle oldu. Özellikle sol çevrelerde siyaseti sadece örgütlenme ile açıklayanların ve öyle olduğu için de hikaye, lider ve rüzgar kavramını analizlerine sokmayanların, HDP’nin son bir yıllık sıçramasını doğru şekilde yorumlamaları mümkün değil.

4. CHP’nin şanssızlığı!

Seçimler her zaman en çok hak edenin kazandığı yarışlar değildir. Bazan rakiplerin konumlanışı sizin performansınızdan bağımsız sonuçlar doğurur. Bu bağlamda CHP ve MHP’nin bu seçimlerde aldığı sonuçlar gerçekten insanı şaşırtacak nitelikte. CHP bu seçimlerin açık ara en iyi hazırlanmış partisiydi. Açıkladığı beyanname ile, sunduğu vizyon ile, kamuoyunda tartışılan projeleri ile bu seçimde yeni olan pek çok vaadi CHP gündeme getirdi. Toplum da bu vaadleri konuştu. Öte yandan MHP bu seçim döneminin belki de en az hazırlık yapan partisiydi. Ne yeni bir söylem geliştirdi, ne de yeni bir vizyon sundu. Ama gelin görün ki CHP bu seçimlerde 1 puan kaybederken, MHP 3 puan alarak seçimin en başarılı ikinci partisi oldu.

***

AKP 5’te 1’ini kaybetti

2011 seçimiyle kıyasladığımızda AKP her 5 seçmeninden birinin oyunu kaybetti. Bu neredeyse yeni bir partiyi sıfırdan meclise sokacak bir çoğunluk demek. Peki bu neden oldu? AKP niçin kaybetti?

1. AKP seçmene iki top birden attı! Bir tarafdan Erdoğan aracılığıyla Başkanlık yarışı diğer yandan Davutoğlu aracılığıyla medeniyet inşaası temaları işlendi. Bu iki farklı strateji seçmende hem liderin hem de seçim kampanyasının ne olduğu konusunda ciddi kafa karışıklığı yarattı.

2.AKP’nin bu seçimdeki en büyük stratejik hatası HDP’yi muhalefet partisi, Demirtaş’ı ana muhalafet lideri yapması oldu.

3.AKP’nin K’si yani Kalkınma artık CHP’nin! AKP zirveye iddia edildiği gibi dini kullanarak değil, kalkınma bayrağını dalgalandırarak geldi. Duble yollar, parasız ders kitapları ve yeni havaalanları hep bu kalkınma hikâyesinin unsurları. Şimdiye kadar yerel olsun genel olsun tüm seçimlere kalkınmacı bir vizyonla giren AKP, bu seçimlerde bu bayrağı CHP’ye kaptırdı.

***

MHP ne yaptı da oylarını artırdı?

Kısa yanıt, MHP oyları MHP bir şey yaptığı için artmıyor. MHP oyları, sağda AKP’nin başka bir alternatifi olmadığı için artıyor. Burada sorulması gereken soru şudur: Nasıl oluyor da uzunca bir süredir Türkiye’nin en güçlü, en çok tercih edilen ikinci partisi olan MHP, oylarını hala yüzde 20 oranına çıkartamıyor? Özetle söylersem, lider değişikliği, genç bir kadro ve yüzü Türkiye’nin temel sorunlarına odaklanmış bir MHP olmadığı sürece, MHP oyları kendi dışındaki faktörler tarafından belirlenir.

***

CHP neden başarılı olamadı?

CHP bu seçimin program ve vizyon olarak en hazırlıklı partisi idi; ancak bu avantaj sandıkta oya dönüşmedi. Peki neden?

1.Eksi kadro yeni vizyon olmaz! CHP seçim döneminde ortaya koyduğu yeni vizyonu kamuoyuna eski yüzlerle anlatmayı tercih etmiştir. Selin Sayek Böke dışında politikaya dışarıdan kazandırılmış, yeni ekonomik söylemi kamuoyuna anlatma kabiliyetine sahip ikinci bir CHP’li bulmak zor. Temizel, Kesici ve diğer akla gelen isimler geçmişi temsil etmektedir. Oysa CHP’nin söylemi tamamen yüzü geleceğe bakan bir söylemdi. Eski kadroya yeni söylemi monte etme stratejisi başarılı olamamıştır.

2. İmaj meselesi! Toplumun önemli bir kesimi için CHP markası hiçbir koşulda oy verilmeyecek bir markadır. Bu algı, son yıllarda CHP lehine bir nebze olsun değişmektedir. Mansur Yavaş’ın adaylığı İç Anadolu’da ve milliyetçi tabanda, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı da muhafazakar çevrelerde CHP’ye yönelik bir sempati oluşturmuş olsa da, bu hamleler tek başına imajı değiştirmeye yetmemiştir. CHP radikal bir imaj yenilemesine ihtiyaç duymaktadır; ancak ‘Yeni CHP’ deyince bile ortalığı ayağa kaldıran bir tabanla radikal bir imaj değişikliğinin ne kadar zor olduğu da ortadadır. Unutmayalım ki önseçimde Deniz Baykal’ı ikinci sıradan Meclise yollayan bir tabandan söz ediyoruz. CHP, tavanı tabanından radikal olan bir partidir.

3. Solda artık başka bir adres ve başka bir lider var! CHP’nin en büyük şanssızlığı bu seçimde HDP gibi bir partinin baraj sınırında olması ve Demirtaş gibi bir genç liderin siyaset arenasına çıkmış olmasıdır. HDP yalnızca CHP’den birkaç puan almakla kalmadı, özellikle yeni ve genç seçmenlerin CHP’ye meyletmesinin de önüne geçti. CHP’nin yeni söylemine en fazla rağbet gösterecek kesimler için bu seçimde başka ve güçlü bir seçenek vardı.

***

HDP nasıl başardı?

Bu seçim döneminin en başarılı partisi HDP olduğu için doğal olarak tüm analizlerin temel sorusu yeni oyların nereden geldiği sorusudur. Bu bağlamda, bir sonucun birden çok nedeni olabileceği gerçeği gözden kaçırıldığı için gereksiz bir tartışmadır gidiyor. Bence HDP oylarını 3 ayrı faktör belirlemiştir.

1.16 il stratejisi tuttu! HDP daha önce başarılı olduğu 16 bölge ilinde, hem seçime katılımı, hem de oy oranını ciddi bir şekilde arttırmıştır. Seçime katılıma ek olarak, HDP’nin aldığı oylar da 16 ilin tamamında artmıştır.

2.HDP artık bir Türkiye partisidir! HDP daha önce aday göstermediği illerde yaklaşık 1.8 milyon yeni oy almıştır. Bu oyların önemli bir kısmı yukarıda sözünü ettiğim 16 ilden göç etmiş Kürt kökenli seçmenlerden gelmekle birlikte, Ankara’da Çankaya, İzmir’de Karşıyaka ve İstanbul’da Beşiktaş gibi CHP’nin güçlü olduğu yerlerde de HDP oylarında ciddi bir yükselme, CHP oylarında ciddi bir düşme sözkonusudur. Dolayısıyla HDP’nin almış olduğu oyları değerlendirirken sadece muhafazakâr Kürt AKP seçmeninin HDP’ye yönelmesine odaklanmamak gerekir.

3.Hakkaniyet seçmeni son virajda HDP’den yana tavır koydu. Türkiye’de oransal olarak az olmakla birlikte artık stratejik bir seçmen grubunun varlığından söz edebiliriz. Bu grup oy verirken ideolojik gerekçelerden ziyade, stratejik gerekçelerle hareket ediyor.

 

Kaynak: http://www.birgun.net/haber-detay/partilerin-secim-karnesi-82760.html