22 Ekim 2017, Pazar
Anasayfa / Genel / Richard Branson’ın Mülteci Krizi ve Hamdi Ulukaya Hakkındaki Davos Yazısı

Richard Branson’ın Mülteci Krizi ve Hamdi Ulukaya Hakkındaki Davos Yazısı

(Metnin İngilizcesine bu linkten ulaşabilirsiniz.)

Geçen hafta Davos’ta katıldığım en güçlü oturumlardan biri giderek artan sayıda Ortadoğu ve Afrika’daki evlerini terk etmek zorunda kalan mültecilere odaklanıyordu. yerinden yurdundan edilmişlere yardım etmek için yaratıcı ve etkili çözümlere ihtiyacın altını çizen panel Chobani’nin (Amerika’daki öncü yoğurt markalarından biri) kurucusu Hamdi Ulukaya, Purpose’dan Jeremy Heimans ve B Takımı ‘ndan oluşuyordu.

1994’te ABD’ye öğrenci olarak gelen Hamdi Kürt bir aileden. Türkiye ve çevresinde büyüyen problemlerden endişe duyup özel sektörü mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesinin yollarının bulunması konusunda cesaretlendirmek amacıyla Çadır Taahhüdü’nü oluşturdu.
Bu sıkı çalışma, risk alma ve şevkat üzerine esinlendirici bir hikaye. Okuduktan sonra, New York’un şehir dışı olan kuzey kısmına yerleşti ve gıda ithalat işi kurdu. Büyük başarısı 2005’te geldi. Kullanım dışı bir yoğurt fabrikasını Kraft’tan satın alıp 1,200’den fazla insanı istihtam eden ve en çok satan Yunan yoğurdu üreten büyüyen bir işletmeye dönüştürdü. Bu arada Hamdi mültecilerle ilgilenmeye başladı. Onları işe alarak eğitirken mülteci sorunu profilini de yükseltip onurlu ve tutkulu bir rol model sunuyordu.
resim 1
Bugün, harekete geçme ihtiyacı her zamankinden daha fazla aciliyet taşıyor. Son rakamlar, iç savaş, terror ve doğal afetler nedeniyle küresel çapta 60 milyondan fazla insanın yerinden yurdundan olduğunu gösteriyor ve bizler tarihsel ölçekte daha önce görülmemiş bir insani krizle karşı karşıyayız. Hükümetler ve BMMYK ve Dünya Gıda Programı gibi uluslararası organlar evlerinden sürülen bu kadar çok sayıda insanın taleplerine yetişmekte sorlanıyorlar. Bu krizle ve hem Doğu’da hem Batı’da yaratılan sosyal karışıklıklarla nasıl başettiğimiz kuşağımızı tanımlayacak.
Uzun zamandır, mültecilere davranışımızın toplumumuzun ne kadar açık ve ilerici olduğu yönünde kritik bir test olduğu hissine kapılıyorum. Asırlardır Amerika, Kanada, Almanya, İngiltere ve Avustralya yerleşip sonrasında da ekonomilerini yenileyen göçmen akınlarıyla tazelenmekte ve enerji toplamakta. Bu göçmenler, yeni anavatanlarında yeni hayatlar ve öncü roller inşa edecek çeşitlilik, başarıya susamışlık ve yaratıcı yetenekler getirdi. İki Dünya Savaşının yıkıcılığının yarattığı göçmen dalgaları, Amerika, Avustralya ve ötesinde kalkınmayı yeniden ateşledi.

resim3

Günümüzde Orta Doğu’daki savaş ve Afrika’daki kuraklık ve iç savaşın yıkımı bir başka kütlesel dalga yarattı. Ne yazık ki hareket özgürlüğü, salt konuyla ilgili rakamlar ve pek çok ülkedeki yükselen zenofobi nedeniyle kısıtlanmış bulunuyor. The violent events in Cologne’da yeni yıl arifesindeki şiddet olayları ve izleyen güvensizlik beni oldukça üzdü. Zengin ülkelerin pek çoğunda mülteci karşıtı ve göçmen karşıtı söylemlerin güç kazanmasından endişeliyim. Politikacılar, bu korkuları teşvik etme yönünde kendilerini baskı altında hissediyorlar ve temel insane hakları unutulmuş durumda. Gerçekten de, Jeremy panelde mülteci durumunun kendisine LGBT hakları için mücadeleyi hatırlattığını söyledi. Homofobiklik ne kadar kabul edilemezse zenofobiklik de o kadar kabul edilemezdir. IKEA’dan Steve Howard, cinsiyet ayrımcılığına karşı yer almış durumdaki ve şimdi de iklim değişikliği tehlikesine karşı konuşan işletmelerin olduğunu şimdiyse hep birlikte dikkatimizi mülteci krizine çevirmemiz ve yardım etmenin pratik yollarını bulmamız gerektiğini söyledi.

resim2
Hamdi, işletmelerden, alanda battaniye, giyisi ve gıdadan wifi, hukuksal ve lojistik know how’a kadar destek sağlayan kilit kuruluşlara bağışta bulunmalarını, iş alanı yaratmalarını ve tedarik zincirlerinde mülteci çalıştıran ve destekleyen firmaları öne çıkarmanın yollarını aramalarını istedi.
Geçen hafta oturup o odaya bakarken George Soros’un tanıdık sesi başka bir düşünce uyandırdı. Macaristan’dan sürülmüş, 15 yıl ülkesiz kalmış, başka yerde yaşamaya zorlanmış yılların mültecisi yeni bir hayat ve servet kurmuş. Pek az insan George’un geldiği noktaya gelir ama bizler hepimiz hayatlarımıza bir şekilde dokunmuş, iyileştirmiş ve doğuştan sahip olduklarımızı sorgulamamızı sağlamış bir göçmen tanımışızdır. Bunu onlara borçluyuz.
Bugün George vakfını sivil adaleti benimseme ve teşvik etme ve ayrıca dünya çapında mültecilere yardım yönünde kullanıyor. Hem o hem de Hamdi bu vahim konuyu öne çıkarmaya ve kötümserlere inat pratik yöntemlerle yeni dalga mültecilerin entegrasyonu ve eğitimine kendilerini adamış durumdalar. Görmezden gelmeyip hep birlikte onların ardından gitmeliyiz. Aldırmazlığı seçemeyeceğimiz için harekete geçmeyi seçmeliyiz. Mülteci krizini çözmeye çalışmak, 2016’nın en elzem amaçlarından biri olmalı.

Çevirmen: Güler Özgenç
https://twitter.com/GulerOzgenc

About Dogukan Ozgen

Check Also

TED Konuşmam: İtiraz Et, Hayal Kur, İlerle!

İtirazsız hayal, hayalsiz ilerleme olmaz! Derdimi yazarak anlatan biriyim. O nedenle bu konuşmayı yaparken sonuçtan ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir